RUHUMU OKŞAYANLAR

Hayatta mutlu anlarımız o kadar az ki bunları paylaşmak aklımıza bile gelmiyor, hadi siz bir fark yaratın, paylaşın mutluluklarınızı ve onları kalıcı kılın!
arzu - 14-08-2010 03:18

ÇOŞKUN ERDEN SENİ SEVİYORUM
BİRİCİK AŞKIM ÇOŞKUN SENİ ÇOK SEVİYORUM. TÜM KALBİMLE SENİNİM AŞKIM.

Engin - 14-04-2010 00:55


Kupada da, ligde de hedefe koşan Fenerbahçeli olmaktan gurur duyuyorum.İstanbuldan Engin Korkmaz.

Elif - 05-04-2010 18:49


Doğum günü kutlu olsun Sacit, seni çok seviyorum birtanem...

dilek - 28-03-2010 00:00

Nehir'le gelen
2 yıllık evliliğimize 10 gün önce doğan Nehir'in katılmasıyla hayatımızda yepyeni bir sayfa açıldı, hamilelik ve doğum sürecinde beni hiç yalnız bırakmayan hala deliler gibi aşık olduğum eşimle Nehir'imizi kucaklamak hayatta tadılabilecek en büyük haz diyebilirim. allah herkesi çocuk sahibi yapsın.

arzu - 26-03-2010 00:00


son zamanlarda beni yıllar öncesine döndüren bir arkadaşımla tekrar bağlantıya geçmek beni inanılmaz mutlu etti. demek beni düşünmüş aramış ve bulmuş. aradan 23 yıl geçmiş, inanılır gibi değil. onunla öğle yemeği için buluşmaya karar verdiğimde biraz endişeliydim, ya beni tanımazsa, çocukları için kariyerinden vazgeçmiş sonra da klasik ev kadını ruhuna ve bedenine bürünmüş olan beni kim bilir nasıl karşılayacaktı? endişelerim ne kadar yersizmiş. onunla buluşmak ve eski günlere dönmek bana içimde kaybettim sandığım ateşi hatırlattı. hayata karşı yeniden umutlanmaya başladım. seni seviyorum ayşecim, eski enerjinden hiç bir şey kaybetmemişsin, bana da güç ve umut verdin, eskiden de olduğu gibi.

arzu - 19-03-2010 00:00

aşk, aşk, yine de aşk
aşk hiç bir sorumluluk almaz, hiç bir şeyi dert etmez, gücünün yetmeyeceği şeyi ister, imkansızlığı asla kabul etmez, ona göre herşey onun hakkıdır ve her şey mümkündür...seni tanıdığım ve sana aşık olduğum için dünyanın en şanslı insanıyım, şarabi'de yaptığın romantik sürprizle beni her zamanki gibi çok çok çok mutlu ettin canım, seni seviyorum aşkım...arzu'dan mert'e...

Elif - 11-03-2010 15:34

Sacit
Sacit seni seviyorum birtanem, aldığım en güzel doğum günü hediyesiydi, teşekkürler.

can - 09-03-2010 00:00

buna ihtiyacım vardı
Dün girdiğim magazada tezgahtar evli ve ıkı cocugum olduguna ınanmadı, hayretler içinde kaldı... Satışa yonelık olma ıhtımalı buyuk olsa da cok ınandırıcıydı:))

karma - 08-03-2010 09:42

Karşılıksız sevgi...
Binbir özveri ile taşıyıp hayata getirdiğimiz yavrularımız zaman zaman bizleri yorsa da bir küçücük hareketle nasıl da ruhumuzu okşayıp ağrı- sızı, uykusuzluk, yorgunluk, stres bir anda unutturuveriyorlar.Hastalağı nedeniyle başından ayrılamadığım 4 yaşındaki küçüğüm "anne seni seviyorum, beni iyileştir" diyerek kendi adına minnettarlığını dile getirdiğinde beni de yüreğimden vurdu.

karma - 25-01-2010 00:00

Gözlerin Ruhumu Okşayan Bir Geceydi
Gelenlerin ve gidenlerin gürül gürül sesler çıkardığı bu atlasta
El tırnağa yakın durdukça, sevdalar gönüllerde her devir aktıkça
Kimi tarlada, bazen yatakta, gün gelip bedenleri çürüten toprakta
Garip düşlerin harmanıdır bu dünya, başlar ve biter çığlıklarla…

Gözyaşının tabutunda birleşen eller yaşanmış bir ömrü taşırlar hüzünle toprağa. Yürekleri dağlayıp, gözyaşlarını çağlatan bütün yakarışlar varınca tanrıya bir fatiha yükselir semaya. Binlerce ruha yeni bir yoldaşa atılır avuçlarca toprak alelacele. Bir hacmin minik tepesiyle terk edilir sessizliğe mezarlıklar. Ölüm çok boyutlu, garip soluklu, belki de gözyaşının aktığı oluklu bir dam gibi alkışsız uğurlanır asırlardır.
Gizemin gülleriyle donattığın bir yürek atlasında rüzgarın sulandırdığı gözlerini düşürme sakın yere. Nasıl bulmuşsan beni, nasıl yoklamışsan gönlümü bu sevda kapısı kapanmayacaktır su damlası. Benim yüreğimde de kopar ansız fırtınalar, ben de yalınayak aştım nice dağlar. Göğsümdeki aklarla, ayaklarımdaki nasırlarla sevdam seni sarmaya, sevmeye ant içti kıyamete kadar. Bu her gün etlerini döken insanlardan, ağlayanlardan ve tırnağı sökülmüş günahkarlardan arılıdır benim dünyam.
Giderken sana bırakamadığım göğsümün boşluğuna yüzlerce kuş tünedi yokluğunda. Islak şiirlerimin aktığı damlarımda hüznün dumanı da tüttü günlerdir. Sevdanın gözlerime indirdiği perde büyüdükçe, sen gittikçe uzaklaşan bir yıldız oldun. Yaşantımızın üç beş mevsimine çağırmıştım oysa seni. Yakamoz sahteliğine terk edip beni, sarı denizlerde bıraktın bedenimi. Günler gülücüklerini, geceler öpüşlerini, aylar sevinçlerimi, yıllar da hayallerimi almakta bir bir, gönlümün çıplak ayaklı şairesi.
Şimdi, göz yaşlarımı bir kava dönüştüren bir mavi aşk aktı gönlüme. Kayalarımı delip fışkınlara durdu bir çiçek. Yeryüzünün tüm güvercinlerinin ülkeme göçü tamamlandı. Bir orman uğultusu sarsıyor şiirlerimi ve kış bürümüş yüreğimden hüznün göçü başladı. Çarpıyorum ellerimi üç kez şimdi. Susun ve beni dinleyin ey sevgisizler; ekşitmeyin yüzünüzü, bu şiir asla sizi anlatmaz. Bir ölümün soluk rengi bu dizelerde var olmaz. Suya yazılır şiirlerim, akar akar denizlere taşınmaz. Öfkeli sevdalar girmişse atlasıma, bu bil ki, şiir olmaz.
İnce sızılar, az sonra doğan bir günü taşır penceremden içeri. Yüzümü yıkarım aşkın yosunlu sunağında. Kollarımdan geçen ırmaklara şiir gülleri atarım birazdan. Acılarımı dinleyen ağaçlardan ufku gözler, başımı yasladığım topraklarda oyunlara dalarım. Bir yelkenli geçer sonra sularımdan ve kelepçelere vurulur bileklerim. Acının çelik çarklarında çığlıklarım taşınır gecelere. Şiirlerim yakılır, sözlerim parçalanır ve gönlümün gülü düşürür yüzünü sulara.
Bilmelisin ki, sen olmadan düş de görülmüyor bu yaşam tarlasında. Türkülerim dağları dövmüyor, hücremdeki mahpuslar suskun ve silinmiyor izlerin. Sen olmayınca yarasalar yüreğime kusuyorlar kanlarını. Gövdemi çentikleyip oyuk oyuk ediyorlar gözlerimi. Yokluğun vurunca can evime göğsüm ağrılı, rüyalarım sancılı, hırçınlıklarım parçalıyor döşeklerimi. İstersen dokun yüreğimdeki kabarışlara, ateşimin sıcaklığını duy ve ırmaklarımın akışlarına at gövdeni.
Gecemin bekleyiş saçaklarını parçalayan pençen vurunca yüreğime, sancılı hasretinin tabletleri eriyor gönlümde. Umarsızlığımın çakmak alevleri altında sana sevda sözlerimin işlenmeye başladığı ocağın alevinin sevdama düştüğü gece yarısında utançsızlığa soyunup terli ve pembe düşlere sarılıyoruz o an. Sevdamız kapıda bekleyen bir zemheri, gözlerin ruhumu okşayan bir gece oluyor. Göğsünün salkımlarına ağdıkça, dudaklarının incir yapraklarını hiddetle emiyor, ellerinin uçsuz bucaksız ovalarında inleyişlere bırakıyorum bedenimi.
Göğsümün çelikten demirlerine tutunup içimdeki okyanus akıntılarına gel. Dokun yüreğimin her gün büyüyen kabarışlarına. Suyumu, göz yaşımı, aşkımı içerek büyü. Oluk oluk akan derelerimde yürü. Bulut gözlerimde kal, hiç söylenmemiş, bilinmemiş düşlerimi çal ve çığlık çığlık gecelerimde giysilerini ayaklarının dibine sal. Ellerinin dokunuşlarına mızrap, öpüşlerine feryat olayım. Bir sonraki günün gelişine çoğalıp, göğümüzdeki denizlere oltalar atalım. İçimizdeki dolu ağları aşk sandallarına boşaltıp, ruhumuzun sarnıçlarında her şafakta yeniden yıkanalım.