Kendimizi düşünen egoist kabuğumuzu kırmak ve değişmeyi arzulamak için daha ne kadar acı çekmemiz gerekli?

Dünyada yaşananlar ne kadar acı verici görünse de tüm bunların sebebi biz insanlarız. Egomuzun dünyayı ne hale getirdiğini ve gelecekte çocuklarımıza nasıl bir miras bıraktığımızın farkında mıyız acaba?
Değişmiyoruz ve değişmek istemiyoruz, sadece kendimizi düşünüyoruz, kendimiz için istiyoruz, çıkarımız için başka insanların üzerlerine basıyoruz. Hâlbuki çocukluk dönemimizde bize annelerimizin, babalarımızın öğrettiği ilk şey başkalarına zarar vermemek olmuştur. Bir karıncanın üzerine basmanın yanlış olduğunu anlatan ebeveynlerimizin bu öğretisinden sonra hangimiz çalışan karıncaların oluşturduğu ince bir çizgi gibi görünen ama büyük bir öğreti taşıyan o varlıklara zarar vermemek için yolumuzu değiştirmedik.
Çocukluktan kalma bir alışkanlığı büyüdüğümüz zaman bile uygulayabiliyoruz da nedense yaşantının içinde birden egoist canlılar haline gelip başkalarına zarar veriyoruz. Neden? Neden başkaları ile hem de insanoğlu denilen büyük bir akraba kitlesine mensup kişiler ile aramızda hiç bağ yok? Neden diğerleri olarak algıladığımız insanları sevmek ve anlamak için çaba göstermiyoruz? Bu çabasızlığımızın sonuçlarının neler olduğunun farkında mıyız?
Evet, çocukken ailelerimiz öğretti karıncaların üzerine basmamayı, onları anlama ve sevme çabasının önemini. Peki, büyümedik mi bizler? Kendi başımıza algılama ve anlama seviyesine gelmedik mi? Dünyada yaşanılan tüm olayların anlayışımızdaki eksiklikten, sevgisizlikten, egomuzdan kaynaklandığını anlamamız için illa güneşin kalp şeklinde mi doğması gerekiyor?
Hâlâ çocuklar gibi yardıma mı ihtiyacımız var? Belki de var! Hâlâ bebekler gibi davranıyoruz ve kendimizden başka hiç kimseyi düşünmüyoruz. Tüm dünyada yaşanan krizlerin, acıların hazırlayıcı olduğumuzun farkında bile değiliz. Uyanma vakti geldi geçiyor. Değişim kapımızı eskisi gibi kibarca çalmıyor artık. İnsanoğlu bir bütün olduğunu, sınırların, ülkelerin, ırkların olmadığını, dünyada yaşanılan olayların herkesi etkilediğini, değişmekten başka çaresi olmadığını sonunda anlamak zorunda.
Kendini düşünmekten başka bir özelliği olmayan insanların oluşturdukları çıkar üzerine kurulu sistemlerin nasıl çöktüğünü görüyoruz. Sadece kendini düşünen, dışarıda unuttukları parçalar olmadan yaşayamayacaklarını anlayan ve çökmek üzere olan sistemi oluşturmuş olan büyük egoistler şimdi kara kara düşünüyor ve diğerleri dedikleri %99’un farkına vararak yeni sistemler oluşturma çabasına giriyorlar.
Yapımızın bozukluğunun farkına varmalıyız.

Bu hırsımız, bu egoist yapımız, bu bencilliğimiz ile acıdan, ıstıraptan başka bir şey yaşamamızın, yaşatmamızın imkânı yok. Değişmeliyiz başka yolu yok. Tıpkı çocukluğumuzda öğrendiğimiz gibi çalışan karıncaya saygı göstermeliyiz, onlara zarar vermekten kaçınmalıyız, onları anlamaya çalışmalı ve onlardan öğrenmeliyiz.
Doğanın bir parçası olan hayvanlardan öğreneceğimiz şeyler değişimin başlangıcı olabilir. Doğada uyum içinde yaşayan hayvanlar, ihtiyaçları kadar alıp yaşantılarını sürdürüyorlar. Bizler ise ülkemizdeki bankaları doldurduktan sonra İsviçre bankalarını da doldurma çabası ile yaşayıp duruyoruz. Hep daha fazla daha fazla arzusunun, hep kendimizi düşünme egoistliğinin bizleri getirdiği noktayı görüyoruz. Sahi gerçekten görebiliyor muyuz?
Bakın sistem bir şey anlatıyor, anlayabiliyor muyuz? Ülkelerinde diktatörler, sadece kendini düşünen halkını sefalet içinde yaşatan Firavunlar tek tek tahtlarını kaybediyor, Amerika’da borsa binası basılmak isteniyor ve halk “Biz de varız, açız, yoksuluz, sizin sadece kendinizi düşündüğünüz sistemler bizleri yok etme noktasına getirdi, biz çoğunluğuz” diye bağırıyor. İngiltere’de yağmalar, işsizlik, açlık başladı. İtalya, İspanya, Yunanistan ve daha birçok ülke büyük toplumsal olaylarla sarsılıyor. Görüyor muyuz, nedenini düşünüyor muyuz? Değişmenin vakti gelmedi mi? Yoksa aklımızın başına gelmesi için daha da acı ve ıstırap mı çekmeliyiz?
Değişim ancak bireyin kendisi ile başlayabilir. Bir aileden, bir arkadaşa yaklaşımdan, sokaktaki tanımadığımız birini anlamaya çalışmaktan, yani kendimizin bozuk egoist yapısından çıkabilmek ve başkaları olarak algıladığımız diğer insanları anlamaya çalışmak bile değişim için büyük bir adımdır. Başkalarını değiştirmeye çabalamak yerine artık kendimizi değiştirme vakti çoktan geldi geçiyor. MOY
.